Engelliler için rampalar mı yoksa engellerle dolu rampalar mı…???

Bursa’nın en ünlü ve işlek caddelerinden biri olan Darmstadt caddesinde ilerliyoruz… daha doğrusu ilerlemeye çalışıyoruz. Caddenin bir tarafında tramvay çalışmaları var, zaten hiç kullanılmıyor… diğer tarafında ise tekerlekli sandalyeyle ilerlemek nerdeyse mümkün değil. Kaldırımlar bir çok yerde esnaf tarafından işgal edilmiş, bu başlıca bir problem zaten… karşıya geçiş yapılan kısımlarda kaldırımlara rampa yapılmış… güya… kimi yerde rampanın tam ortasında direk var… bir çok yerde ise rampanın tam önüne araba park etmiş.

Araçların fotoğraflarını çektim… maksadım bu sefer şikayet etmekti. Derneğe emniyet müdürlüğü trafik şubeden polis memurları gelmişlerdi, sıkıntıyı aktardım onlara… “tranvay çalışmaları süresince denetlemelerimizi ihmal ediyoruz o bölgede, biraz da göz yumuyoruz” dediler… çalışmalar bitinceye kadar idare edecekmişiz… sanki çalışma olmayan yerlerde durum farklı mı ki…?!

P1070959 P1070960 2 P1070963 P1070966 P1070968 P1070970 P1070961 P1070972

Asansör kabusu…

Geçen hafta Hüseyin Can’ın nöroloji doktorunda kontrolü vardı. Hastanede işimiz bittiğinde saate baktım direkt eve gidebileceğimiz otobüsün geçmesine 9 dakika vardı. Otobüs durağı da hastanenin önünde nerdeyse, yetişiriz dedim. Hastanenin 2. katından zemin kata inmemiz nerdeyse 10 dakikamızı aldı. Yok, yok…! Sandığınız gibi asansörde filan kalmadık, duyarsız onlarca insan yüzünden bu kadar uzun sürdü…!!!

asansörİlk gelen asansörün kapıları açılınca binmek için hamle yaptım ama asansör tıklım tıklım doluydu. Tam da ziyaret saati sonuna denk geldiğimizi o an anladım. Asansörde bir de servis arabası olduğu için mümkün değil binemedik. İkinci asansör yukarı doğru gidiyordu, işi şansa bırakmayayım bunu kullanalım diye düşündüm. Hastanede topu topuna 4 katlı yani yukarı çık aşağa in ne kadar sürebilirdi ki…?? 4. katta asansör doldu bile hemen. 3. katta durdu asansör kimse yoktu… 2. katta durdu genç bir çalışan bindi 1. katın düğmesine basınsa “1 kat için de asansöre kullanılır mi ya..!?” diye sesli isyan ettim… “siz bütün gün in-çık yapsanız binerdiniz” diye tersledi beni…. “ben de zamanında çalıştım, değil 1 kat 2-3 kat için bile asansör beklemeye değmez” dedim… “sizin sinirleriniz bozuk galiba, beni mi buldunuz patlamak için?” dedi… “doğru” dedim yüksek sesle… “oğlumun ayakları tutsa 40 kere inmiştim 2 kat merdiveni ama maalesef bu asansöre MUHTACIZ…!!”

Tahmin edin sonuçta ne oldu? Tam otobüs durağının ucuna geldiğimizde bizim otobüs hareket ediyordu. Bir sonraki otobüs 1 buçuk saat sonraydı, mecburen eve aktarmalı gidecektik. Bir saatten fazla gecikmeyle eve vardığımızda Hüseyin Can yorgunluktan sadece yatmak istiyordu….

Seyran Köyü Bursa-Karacabey

P1020069Köy yaşantısının Hüseyin Can’ın hoşuna gideceğini düşündüğüm için hafta sonu Bursa Karacabey’e bağlı Seyran köyünde yaşayan arkadaşımın ailesine ziyaret ettik. Hüseyin Can iki gün boyunca sadece yatmak için eve girdi… kalan zamanın tümünü ya köyü gezerek geçirdi ya da evin önündeki sedirde oturdu. Temiz hava, yeşillik ve hayvanlar onun çokkk hoşuna gitti…

Daha önceki yazılarımda belirtmiştim, dil ve çene kasları düzgün çalışmadığı için Hüseyin Can sesleri çıkarmakta zorlanıyor… kelimeleri kendince yorumluyor. Anlaşılmadığı durumlarda da işaretlerle anlatmaya çalışıyor söylemek istediklerini. Biz alıştık, onu bu şekilde gayet iyi anlıyoruz. Onunla bir süre zaman geçiren insanlar da bir süre sonra onun “dilinden” anlamaya başlıyorlar. Köyde kaldığımız sürede de bu böyle oldu. Ben Hüseyin Can’ın kendisini ifade etmek için kullandığı kelimelere ve işaretlere “hüseyincanca” diyorum :)

P1020185

.

Köyde ineklerin olduğunu duyunca Hüseyin Can daha ilk günden “süt sağıp size içireceğim” diye tutturdu. Ama maalesef bir türlü ineklerin sağıldığı saati denk getiremedik. Hoş denk gelseydi bile inekleri sağmak Hüseyin Can’ın tahmin ettiği gibi kolay bir iş değil ama bunu denemesi bile ona yetecekti. Biz de ineklere damın kapısından bakmakla yetindik…

.

P1020306

.
.

Genel olarak Hüseyin Can hayvanlarıseviyor ve dokunmak istiyor. Köyde hayvan bol olduğu için Hüseyin Can’ın hayvanlarla teması da çok oldu… onları dokunup sevdi. Hüseyin Can’ın hayvanlardan korkmamasına hoşuma gidiyor.

.
.

P1020282

.

Köyde tek sıkıntımız yollar oldu… köy yolları tekerlekli sandalye için uygun değil. Bereket yakın zamanda yağış olmamıştı, yollar çamur olsaydı kesinlikle gezemezdik. Ortopedik engelliler için köy yaşantısının uygun olmadığını anlamış olduk.  Köyde yaşamış olsak tedavi ve rehabilitasyona ulaşmakta da zorlanırdık muhtemelen. En iyisi biz köyleri ziyaret etmekle yetinelim :)

Hüseyin Can Seyran Köyünden üzülerek ayrıldı :(

.

P1020169 P1020208P1020298P1020182P1020165 P1020077

We spent last weekend in the Seyran village near Bursa. I thought Hüseyin Can might like the village life so we visited the family of a friend of mine.

For two days, Hüseyin Can only went inside to sleep at night. The rest of the time, we went around the village or he sat outside the house with the other people (see first picture). He liked the clean air and all the green very much.

Hüseyin Can cannot speak properly. His tongue and chin muscles don’t function properly so that he has problems producing sounds. He can only say very few words properly. We have learned to understand what he wants to say. Hüseyin Can is a clever boy. When he sees that the words that he is trying to say are not enough to make him self understood, he uses signs (gestures or mimic) or points at something. If we still can’t understand him, we ask yes/no type of questions which usually helps. He doesn’t give up anyway until we understand what he means. People who spent some time with him start to understand his “language”. The family we stayed with in the village also started to understand him.

When Hüseyin Can heard that there were cows in the village, he insisted to milk a cow and gives us the milk to drink. Unfortunately, we always missed the time when they were milked. Of course, milking the cows isn’t as easy as Hüseyin Can thinks but even trying it once would have made him happy. So, we only got to watch the cows.

Hüseyin-Can generally likes animals and wants to touch them. Because there are many animals in the village, he had a lot of opportunities to do that. Especially the dogs there like children. It’s a huge advantage that Hüseyin-Can is not afraid of animals.

The only problem we have in villages like this are the roads. Such village roads are not suitable for wheel chairs. We were lucky that it hadn’t rained for a while. If the roads had been muddy, we wouldn’t have been able to move about and see the village. It is generally much easier for people with physical disabilities to live in the city where it is also easier to go to rehabilitation.

Hüseyin Can was sad to leave the village :(

Duyarsız ve Saygısız Olmayalım

Yürüyemeyen engellilerin olmazsa olmazı tekerlekli sandalyeleri. Tekerlekli sandalyesini kendisi kullanabilen engelliler akülü olanları tercih ediyorlar. Akülü tekerlekli sandalyelerin iki dezavantajı var. Birincisi katlanmıyorlar, bu sebepten engelliler otobüslere binemiyorlar. İkinci dezavantajları ise çok ağır olmaları. Yolda karşıdan karşıya geçmek için veya bir binaya girmek için rampa bulunmuyorsa bu kişilere yardım etmek de güç oluyor. Bu son saydığım dezavantaj normal tekerlekli sandalye kullananlar için de elbet bir sorun. Ancak normal tekerlekli sandalyeler ağır olmadığı için yardım etmek daha kolay oluyor.

Belediyelerin son senelerde yapmış olduğu kaldırımları engellilere uygun yaptığını görmekten son derece memnunum. Yeni engelliler yasası gereği, belediyeler tüm kamu hizmet binalarını ve toplu taşıma araçlarını 2012 senesine kadar engellilere uygun hale getirmek zorundalar.

Özellikle Eskişehir’de rampa olmayan kaldırıma rastlamadım. Eskişehirliler bana Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Yılmaz Büyükerşen’in bu konuda çok duyarlı olduğunu ve kaldırımları engellilere uygun hale getirdiğini söylediler. Prof. Yılmaz Büyükerşen daha önce Anadolu Üniversitesinde rektörlük yaptığı için o hala Eskişehirlilerin “hocası”. Ben de ne zaman Hüseyin Can’la yollara düşsem “hocaya” minnettar kalıyorum?

Ancak bazen öyle durumlarla karşılaşıyoruz ki “pes artık” diyorum. İki gün önce Yeni Bağlar mahallesinde bir arkadaşımı ziyarete gitmiştim. Ben Hüseyin Can’ı da yanıma almadan nerdeyse hiçbir yere gitmem. Eve dönmek için trafik lambasının da bulunduğu yerden karşıya geçmemiz gerekiyordu. Vatandaşın biri arabasını tam da buraya park etmiş. Hüseyin Can’la rampanın yanından güçlükle aşağıya inebildik. Hocam siz Eskişehir’in kaldırımlarına istediğiniz kadar rampa yapın duyarsız ve saygısız bir vatandaş tam da rampanın önüne park ederse rampanın ne önemi kalıyor ki?

Bu fotoğraftaki arabanın sahibini tanıyan varsa lütfen bu yazımı ona okutsunlar.

rampa-araba

Eskişehir’de Kış

Ailemiz aslen Bursa’lı olup Hüseyin Can’ın iki abisi de Eskişehir’de üniversite okuduğu için sekiz ay önce Eskişehir’e taşındık.

Hüseyin Can yürüyemediği için her yere tekerlekli sandalye yardımıyla gidiyoruz. Eskişehir’de tramvayın olması bizim için büyük avantaj. Kimseden yardım almadan istediğimiz her yere ulaşıyoruz.

Buranın kışının ağır geçtiğini duymuştum ama bizi bu kadar etkileyeceğini tahmin etmemiştim. Geçen hafta yağan yoğun kardan sonra tüm yollar kapandı. Yetkililer ana caddeleri hemen açtılar ancak bizim oturduğumuz sokak ve tramvaya ulaşmak için kullandığımız sokak açılmadı. Gündüz biraz erimeye başlayan kar gecenin ayazında buza dönüşüyor. Dün gece de tekrar yoğun kar yağdı. Tek başına yürümek bile nerdeyse imkansızken tekerlekli sandalye hiç gitmiyor böyle yolda. Bu sebepten tam bir haftadır Hüseyin Can’la evden dışarı çıkamıyoruz. Benimle birlikte her yere gitmeye alışık olan Hüseyin Can’ın canı sıkılmaya başladı artık.

Dün bağlı bulunduğumuz belediyeye durumu bildirdim. Yolları tuzlayacaklarını söylediler. Umarım yollar tez zamanda açılır ve biz özgürlüğümüze kavuşuruz :-)

Winter in Eskişehir

Bis vor acht Monaten, haben wir in Bursa gelebt. Unsere ganze Familie befindet sich in Bursa. Weil die älteren Brüder von Hüseyin Can in Eskişehir auf der Universität studieren, zogen wir vor acht Monaten nach Eskişehir um.

Weil Hüseyin Can nicht laufen kann, gehen wir mit Hilfe eines Rollstuhles, zusammen überall hin. Es ist für uns ein grosser Vorteil, dass wir in Eskişehir, eine Strassenbahn haben. Wir kommen, ohne die Hilfe von anderer, überall hin.

İch hatte schon gehört, dass der Winter hier hart ist, aber ich hätte nicht gedacht, dass es uns so beeinflüssen würde. Nachdem starken Schneefall von letzter Woche, waren alle Strassen zu. Der Strassendienst, machte die Hauptstrassen gleich frei. Doch die Strasse, in der wir wohnen und die Strasse, die wir benützen um an die Strassenbahn zu gelangen, wurde nicht freigemacht. Der Schnee, der tagsüber zu schmelzen beginnt, verwandelt sich in der Kälte der Nacht, zu Eis. Selbst zu laufen, ist es schwierig. Und letzte Nacht hat es wieder stark geschneit.

İn dieser Lage, können wir seit einer Woche, mit Hüseyin Can nicht aus dem Haus. Weil Hüseyin Can es gewohnt ist, Überall mit mir hinzugehen, wird ihm langsam langweilig.

Gestern habe ich die Lage, dem Behörden mitgeteilt. Sie sagten, dass sie auf die Strassen Salz streuen werden. İch hoffe, dass die Strassen schnell wieder frei sind und wir unsere Freiheit wieder haben :-)

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 39 takipçiye katılın