Göz Yaşları

P1050176Hüseyin Can’ın yaza doğru nöbetlerin artarak geri gelmesinden dolayı doktorumuz yeni bir ilaç başlatmıştı, bu ilaç da aşırı derecede halsizlik ve uyku yapmıştı. 4-5 hafta boyunca günün nerdeyse 23 saati uyuyan Hüseyin Can sonunda bahsettiğim ilacın dozu düşürülüp, diğer bir ilaç da kesilince kendine gelmişti.

Serebral palsinin en büyük düşmanı hareketsizliktir. Bu kadar uzun süre hareketsiz kalan Hüseyin Can da kendine geldiğinde fiziksel olarak çok gerilemişti, kendisini toparlaması haftalar aldı. Ancak anlamadığım bir sebepten dolayı hiç bir şekilde ayakların üzerine basamıyordu o günden beri. Sık sık koltuk altından tutup yürütmek istesem de her defasında acıdığı için ayaklarını yukarı çekiyordu, zorladığım zaman da ağlıyordu. Bir süre sonra üzülerek vaz geçtim ayaklarının üzerine bastırmaktan.

Dün akşam Hüseyin Can’ı alt katımızda oturan teyzesine götürmek için yerinden kaldırdığımda fark ettim ki ayaklarından destek alıyordu. “Aaa..!! Hüseyin Can sen ayaklarının üstüne basıyorsun!” dedim şaşkınlıkla. O da o an algıları bu durumu… bakışlarında şaşkınlık ve sevinç vardı. Hüseyin Can’ı biraz daha düzgün tuttum, ayaklarının üzerine tam bassın diye. “Hüseyin Can çokkk mutluyum… süpersinnn…” gibi sözlerle de onu motive etmeye çalışıyordum. Kısa bir süre sonra Hüseyin Can ağlamaya başladı. Sandım ki yine bir yeri acıdığı için ağlıyor, hemen kucağıma aldım. “Oğlum noldu?… bir yerin mi acıyor?… bileklerin mi?… dizlerin mi?…” sorularımın hepsine hayır anlamında kafa salladı. Biraz sakinleşince kendi uslubunca yani hüseyincanca anlattı… meğer ayaklarının üzerine basabildiği için sevinçten ağlıyormuş kuzum :)

Ciddi sorunlarımızdan biri: İlaç kullanımına bağlı diş eti büyümesi (diş eti hiperplazisi)

ilaca-bağlı-diş-eti-büyümesi-300x300Hüseyin Can’ın diş etlerinde sorun olduğunu sanırım o 3-4 yaşlarındayken fark etmiştim, diş etleri kabarık duruyordu. Enfeksiyon olabileceğini düşünerek diş doktoruna götürmüştüm. Diş doktoru da Hüseyin Can’da çiğneme olmadığı için bu problemi yaşadığımızı söylemişti. Sonuçta bunu söyleyen diş doktoru olduğu için ben de bu cevabı doğru kabul etmiştim o zaman için… maalesef diyorum şimdi. Bu sorun doğrudan diş doktorunun alanına girmediği için bizi mutlaka bir periodontoloğa (diş eti hastalıkları uzmanı) yönlendirmesi gerekirdi… diye düşünüyorum şimdi. Sonuçta o zamanlar bilgiye ulaşmak bugünkü kadar kolay değildi ve ben diş etiyle ilgili sorunları diş doktorunun değil de periodontoloğun tedavi ettiğini bilmiyordum.

Bu sorun zamanla ciddi boyutlar almaya başladı, yavrumun bir çok dişi diş etlerinin içinde kaldı. Gözüken dişlerde de diş taşları oluştu çünkü kabaran diş etlerinden dolayı diş fırçası her yere ulaşamıyordu. Şu anda Hüseyin Can’ın arka dişlerinin olduğu bölgedeki diş etleri dişlerinden daha yüksek, yemek yerken diş etlerini de çiğniyor. Dişlerini fırçalamak da iyice zorlaştı ve her defasında kanıyor.

O ilk diş doktoru ziyaretimizden sonra bu sorunu başka sp’li çocuklarda da görünce acaba kullandığımız ilaçların yan etkisi olabilir mi diye de aklımdan geçmişti. Nöroloji doktoruna sorduğumda buna anti epileptik ilaçların sebep olduğunu doğruladı ama maalesef çözümünün olmadığını da söyledi. Belki zamanla bir tedavisi bulunur diye ilerleyen senelerde diş doktoru kontrollerimizde bu sorunu hep dile getirdim ama maalesef yanıt hep olumsuzdu… ta ki ben internette tesadüfen bu konuyla ilgili bir yazıya denk gelene kadar.

Aslında google de defalarca araştırmıştım bu konuyu ama yanlış terimleri (damak kabarması) arattığım için cevap bulamamıştım. Diş eti büyümesi diye sorunca karşıma bir kaç yazı ve makale çıktı. Daha önce hem diş doktorların hem de nöroloji doktorların tedavisi yok dedikleri bu sorun için cerrahi çözümler olduğunu öğrendim. Diş eti büyümesine sebep olan ilaçları değiştirmek mümkün olmadığı durumlarda fazla diş etleri lazerle kesiliyormuş ama bu kesin bir çözüm olmayabiliyormuş, tekrarlama riski yüksekmiş. Yine de bu tedaviyi uygulatabilirsem en azından bir kaç sene için Hüseyin Can daha sağlıklı diş etlerine kavuşacaktır.

Diş eti büyümesine sebep olan anti epileptik ilaçların etken maddelere:

  • Feniotin
  • Valproik Asit
  • Fenobarbiton
  • Vigabatrin

Diş eti büyümesinde etkili olan başka ilaç ve faktörler de varmış ama bizi onlar ilgilendirmediği için, bahsetme gereği duymadım. Bu konu hakkında daha fazla bilgi istiyorsanız… bi zahmet google amcaya sorun :)

Tavsiye edilen Çocuk Nöroloji Doktorları

operatör-doktor-ne-demekSerebral palsili çocukların bir çoğunda epilepsi görülmektedir. İyi bir çocuk nöroloji doktoru bulmak da gerçekten çok zor. Hüseyin Can’da dirençli epilepsi var ve şimdiye kadar gittiğimiz bir çok doktordan fayda göremedik maalesef. Hatta bir profesör yapılacak bir şeyin olmadığı söyleyip bizi başından savmıştı. Başka şehirde bir doktora bile gitmeyi düşünmüştüm ama bizde olduğu gibi sürekli nöbet geçirenlerin sık sık doktorla görüşmesi gerekiyor ki Hüseyin Can’la seyahat etmek gerçekten çok zor oluyor. Aile hekimimizin tavsiyesiyle gittiğimiz son doktorumuzdan çok memnun kaldık. Muayene için gerektiği kadar zaman ayırıyor, sorularıma hiç bıkmadan cevap veriyor (böyle bir doktoru bulunca çünkü sorularımın ardı arkası kesilmiyor :) ve en önemlisi yaptığı tedaviyle ilgili ayrıntıları anlatıyor.

Sosyal paylaşım sitelerinde serebral palsi ve epilepsiyle ilgili sayfalarda sık sık doktor tavsiyeleri sorulduğuna şahit oluyorum. Düşündüm ki eğer tavsiye edilen doktorları iletişim bilgileriyle listelersem bir çok kişiye kolaylık sağlayacaktır. Dün arkadaşlardan tavsiyelerini bana iletmelerini rica ettim, onlar da sağ olsunlar hemen cevap verdiler bu çağrıma. Böyle değerli arkadaşlarım olduğu için ben çokkk şanslıyım… Sizleri seviyorum arkadaşlar :)

Eğer sizin farklı bir çocuk nöroloji doktoru tavsiyeniz varsa lütfen bana iletin ki bu listeye ekleyelim. Şimdiden tşk ler…

Tavsiye üzerine listemizde yer almaya hak kazanan çocuk nöroloji doktorları :)

Uzman Dr. Özlem ÖZDEMİR
Şevket Yılmaz Kadın, Doğum ve Çocuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Yıldırım/BURSA
Tel. 0224 294 40 00
öneren Özlem Şeker

Prof. Dr. Mehmet Sait OKAN
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi
BURSA
Tel. Tıp Fakültesi 0224 295 00 00
Tel. özel Muayene 224 236 63 93
muayene ücreti 250 TL
öneren Ayşenur Sevinç Tekin

Uzman Dr. Burak TATLI
Fındıkzade/İSTANBUL
Telefon:0534 325 63 09
muayene ücreti 400 TL, EEG 200 TL
öneren Burçin Önen

Uzman Dr. Gülseren ARSLAN
Avcılar Hospital
İSTANBUL
Tel. 444 29 99
muayene ücreti 80 TL
öneren Aylin Boz

Prof. Dr. Akın İŞCAN
Vakif Gureba Hastanesi
İSTANBUL
Tel. 0212 453 04 53
mesai dışı muayene ücreti 150
öneren Demet Köksal

Prof. Dr Yüksel YILMAZ
Özel Academic Hospital
Üsküdar/İSTANBUL
Telefon: 444 03 53
web: www.academichospital.com.tr
muayene ücreti de 350 TL
öneren Ziver Derin

Uzman Dr. Tülin TURAN HIZLI
Acıbadem Hastanesi
Kadiköy/İSTANBUL
Tel. 0216 544 44 44
öneren Erdal Özdemir

Prof. Dr. Kürşad AYDIN
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi
ANKARA
Tel. 0312 202 60 17
web: www.kursadaydin.com
öneren Sevtap Özdemir

Prof Dr. Kıvılcım GÜCÜYENER
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi
ANKARA
Tel. 0312 202 44 44
öneren Duygu Tunçcan

Prof. Dr. Yavuz GÜRER
Dr. Sami Ulus Kadın, Doğum ve Çocuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Kızılay/ANKARA
Tel. 0312 418 08 24
mesai dışı muayene ücreti ve EEG çekimi 250 TL
öneren Sevda Girgin

Prof. Dr. Banu ANLAR
Çankaya/ANKARA
Tel. 03124381660
öneren Nilgün Sarı

Uzman Dr. Figen ÖKSEL ÖZGÖNÜL
Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi
İZMİR
Tel. 0232 469 69 69
öneren Tuğba Kılıç

Prof. Dr.Hasan TEKGÜL
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi
İZMİR
Tel. Tıp Fakültesi 0232 421 88 00
Tel muayene 0532 721 85 86
öneren Gülçin Ahmetoğlu


Dişlerimizi firçalıyoruzzz…

P1080149Ağız hijyeninin ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Maalesef bir çok serebral palsili çocuğun dişlerini temizlemek hiç de kolay olmuyor. Bu çocukların çoğu dillerini kullanmakta zorlandıkları için ağız içinde kenarda köşede kalan gıda artıklarını dilleriyle toplayamıyorlar. Kuru yemiş yedikten sonra Hüseyin Can’ın ağzında ne kadar çok artık kaldığı sanırım net olark görülüyor… Bir de Hüseyin Can’da olduğu gibi tükürüklerini akıtıyorlarsa çocukların ağızlarında bakterilerin üremesine elverişli bir ortam oluşuyor.

Sanırım 5-6 yaşlarına kadar hiç fırçalayamadım Hüseyin Can’ın dişlerini, ağzına fırçayı soktuğum gibi öğürmeye başlıyordu. Sonrasında da uzun süre macunsuz fırçalamak zorunda kaldım çünkü tüküremiyordu ağzına verdiğim suyu da yutuyordu… Bazen de itiraz ediyordu, fırçalatmak istemiyordu… Dil döküyorduk bey efendiye… “ağzında kalan yemeklerle bakteriler karınlarını doyuruyorlar sonra güçlenip dişlerine saldırıyorlar… bakteriler ufacık böcekler, sen ağzında böcek olmasını istemezsin dimi…? büyüğünce abinler gibi güzel ve güçlü dişlerin olsun istemiyor musun…?” ikna çalışmalarım bazen işe yarıyor bazense yaramıyordu…

Geçen sene İstanbul’da yaşayan arkadaşım Burçin’i ziyarete gitmiştik. Kayra isminde onunda çok özel bir çocuğu var. Burçin’in Kayra’nın dişlerini nasıl fırçaladığını görünce bunu ben de denemeliyim dedim. O günden beri bu teknikle dişlerini fırçalıyorum Hüseyin Can’ın. Teknik aynı olsa da suya farklı malzemeler katıyorum ben…

İşte formülümüz…

P1080161gerekli malzemeler:
- su bardağı
- su
- çay kaşığının uzuyla karbonat (dişleri güçlendiriyor)
- çay kaşığının ucuyla tuz (diş etlerini sıkılaştırıyor)
- 1 tatlı kaşığı tercihen doğal elma sirkesi (bakterileri yok ediyor ve ağız kokusunu önlüyor)
- diş fırçası
- 1 adet Hüseyin Can :D

Önce bardağa karbonat ve tuzu koyuyorum, üzerine bardağın yarısına kadar gelecek şekilde ılık su döküyorum ve sirkeyi de ekledikten sonra karıştırıyorum. Karbonattan dolayı köpürmeye başlıyor su “bu senin dişlerin için iksir” diyorum Hüseyin Can’a… çok hoşuna gidiyor :)

P1080194Hüseyin Can’ı yatırarak fırçalıyorum dişlerini. Hem o çok rahat ediyor bu şekilde hem de ben ağzının her yerini daha net görüyorum. Suyu yutsa bile kullandığım malzemelerin hiç biri sağlığa zararlı değil. Sadece dişleri değil yanak, damak ve dudakların iç kısımlarını da mutlaka fırçalıyorum. Bardaktaki suda ne kadar çok kalıntıların biriktiğinde görünce ilk defasında ne kadar şaşırmıştım… Bu da aslında bu şekilde diş fırçalamanın ne kadar doğru olduğunu kanıtı bence :)

P1080171Ben pilli diş fırçası kullanıyorum çocuklar için olanından. İsteyen normal diş fırçası da kullanabilir. Eğer çocukta herhangi bir sebepten dolayı fırça kullanılamıyorsa bir çubuğa veya parmağınıza gazlı bezi dolayıp aynı şekilde hazırlanmış suyun içine bandırıp da ağız içini temizleyebilirsiniz… Bu şekilde sadece engelli çocukların değil yatalak hastaların da ağız temizliği yapılabilir…

Eskiden dış macunları olmadığı için ya da belki herkes alamadığı içindir, insanlar dişlerini karbonat ve tuzla fırçalarlarmış. Biz büyükler bile evde hala arada bu şekilde yapıyoruz, hem dişler daha beyaz oluyor hem de hoş bir his kalıyor ağızda…

Ağızda yara ya da aft oluşmuşsa da sulandırılmış sirkeyle bir kaç kez gargara yapmak iyi geliyor… Bunları ben küçükken büyüklerimizden duymuştum… nasılsa aklımda kalmış. Bu bilgiler şimdi çok işimize yarıyor :)

Ben hiç kimsenin bilmediği bir dilin tercümanıyım

Serebral palsili çocukların bazılarında konuşma zorlukları görülebiliyor. Bunun sebebi dil ve çene kaslarını kontrol etmekte zorlanmalarından kaynaklanıyor. Hüseyin Can da o çocuklardan biri.

Söylenen her şeyi anlıyor ve aslında tüm sesleri çıkarabilse kelime hazinesi de çok Hüseyin Can’ın. Düzgün konuşamasa bile bir şekilde kendini ifade etmenin yolunu buluyor. Baktı ki konuşması anlaşılmıyor gözlerini, mimiklerini ve ellerini kullanarak anlatmaya çalışıyor her şeyi. Bazense bir yerde iyice tıkandığı zaman belli bir kelimeyi anlatmak için öyle dolaylı yollardan anlatıyor ki zekasına her defasında hayran kalıyorum.

Neyi kastettiğini anlamadığım zaman “başka türlü anlat” dediğimde sanki bulmaca oyunu oynuyormuşuz gibi çıkardığı ses ve hareketlerinden ben kelimeler türetmeye başlıyorum. Doğru kelimeyi bulduğumda “hıh” diyor bildin anlamında. Zaten anahtar kelimeyi bulduktan sonra gerisi çorap söküğü gibi geliyor. Biz Hüseyin Can’la sessiz sinema oyunu oynasak herhalde birinci olurduk :)

Hüseyin Can’ın konuşma tarzını en iyi ben anlıyorum. Başkalarıyla konuşmaya çalıştığında anlaşılmadığı zaman yakındaysam hemen bana sesleniyor benden yardım istiyor. İşte bu yüzden diyorum “ben hiç kimsenin bilmediği bir dilin tercümanıyım”. Bu dilin adı da hüseyincanca :)

Hadi şimdi de biraz hüseyincanca öğrenelim :)

muyoov → polis
muyovv hav → polis köpeği
oğaa → doktor
bayoo → banyo yapmak
vae → ver
annae gaa → anne gel
iimaii → ismail
muuh → su
malaa → makarna
mılga → yumurta
mılga muuh → rafadan yumurta
beğnii → peynir

Serebral Palsi (SP)

Serebral Palsi (SP) nedir? Serebral Palsi ile ilgili bilmedikleriniz ve yanlış bildikleriniz

Doğum öncesinde, doğum sırasında veya doğumdan sonra değişik sebeplerden dolayı beyinde oluşan kalıcı hasara bağlı olarak gelişen hastalık tablosuna serebral palsi (beyin felci) denir. Toplumda bu hastalığın en çok rastlanan tipi olarak tanımlanan spastik ismiyle bilinir.

Serebral palsi beyin hasarının büyüklüğüne ve hasarın bulunduğu bölgeye bağlı olarak her çocukta değişik ağırlıkta ve tipte olur. Sıkça görünen sorunlar şunlardır:
• Kaslarda kasılma ve sertlik
• İstemsiz hareketler
• Kaba motor hareketlerinde (yürüme, oturma, kalkma vs) sorunlar
• İnce motor hareketlerinde (yazı yazma, düğme ilikleme vs) sorunlar
• Algılama sorunları
• İdrar-dışkı kontrolünde sorunlar
• Beslenme sorunları
• Solunum zorlukları
• Gelişim geriliği
• Serebral palsili hastaların % 50’sinde epilepsi nöbetleri
• Gebelik sırasında enfeksiyonlara bağlı olarak gelişen serebral palside sıklıkla kalp hastalıkları görülebilir.

Toplumda bilinenin aksine her serebral palsili çocukta zeka geriliği yoktur. Serebral palsili hastaların hareketlerindeki bozukluğun derecesi zeka düzeyinin göstergesi değildir. Bu hastaların sadece % 26’sında hafif zihinsel gerilik, % 27’sinde ise ciddi zihinsel gerilik görülebilir.

Serebral palsi bulaşıcı, kalıtsal ve hayatı tehdit eden bir hastalık değildir. Beyindeki hasar genelde ilerleyici olmaz. Aynı zamanda epilepsi hastası olanlarda bazen nöbetlere bağlı olarak beyin hasarı artabilir. Ancak çocuğun yürüme, denge kurma ve hareketlerindeki güçlük kasılmalara bağlı olarak zamanla kötüleşebilir. Bu durumu engellemek ve yaşam kalitelerini arttırmak için mümkün olan en erken yaşta tedaviye başlamak gerekir.

Serebral palsinin görülme sıklığı ülkelere göre değişim göstermektedir. Gelişmiş ülkelerde serebral palsi % 0.2 oranında görülmekteyken ülkemizde bu oran % 0.7’dir.

SEREBRAL PALSİ’NİN NEDENLERİ

Doğum öncesi nedenler:
• Annenin hamilelik sırasında geçirdiği hastalıklar (kızamıkçık, kızamık, enfeksiyonlar vs)
• Hamilelik sırasında kullanılan ilaçlar
• İçki, sigara ve uyuşturucu madde kullanımı
• Hamilelikte radyasyona maruz kalma
• Akraba evliliği, genetik rahatsızlıklar
• Çocuk ve annesi arasındaki kan uyuşmazlığı
• Hamilelik sırasında geçirilen kazalar, travmalar

Doğum esnasındaki nedenler:
• Erken doğum (prematüre) ve düşük doğum ağırlığı
• Geç doğum
• Güç ve riskli doğum (doğum sırasında oksijensiz kalma)
• Vakum forseps gibi aletlerin yanlış kullanımı
• Doğumun hijyenik olmayan ortamda yapılması
• Doktor hatası

Doğum sonrası nedenler:
• Şiddetli enfeksiyonlar
• Menenjit (beyin zarı iltihabı), ensefalit (beyin iltihabı)
• Beyin kanamaları
• Hastalıklarda geç veya yanlış müdahale
• Beynin kaza ve düşme gibi nedenlerden yaralanması, travmalar
• Boğulmalar, uzun süre oksijensiz kalma
• Uzun süren epilepsi nöbetleri

SEREBRAL PALSİ’NİN TİPLERİ:

1- Etkilenen kol ve bacak sayısına göre

Kuadripleji (tetrapleji): Tüm kol ve bacaklar etkilenmiştir.
Dipleji: Bacaklar kollardan daha fazla etkilenmiştir.
Monopleji: Tek kol veya bacak etkilenmiştir.
Parapleji: Kollar etkilenmeden her iki bacak etkilenmiştir.
Hemipleji: Vücudun aynı tarafındaki kol ve bacak etkilenmiştir. Kol tutulumu genelde daha fazla olur. Bu hastalarda etkilenen kol veya bacakta kısalık görülebilir.

2- Hareket bozukluğuna göre

Spastik: (kasılma/sertlik anlamına gelir) Halk arasında serebral palsi daha çok bu isimle bilinir. En çok görülen tiptir. Serebral palsili çocukların %75’i bu gruba girer. Kaslarda aşırı sertlik ve kasılma görülür ve gerilmeye direnç gösterirler. Normalde bir grup kas hareket ederken karşıt grup kasın gevşemesi gerekir. Spastik tipi SP’de bu mümkün değildir. Tüm kas grupları aynı anda kasılırlar ve hareketi engellerler. Spastisitenin (kasların gerginliği) derecesi zamanla değişebilir. Fizik, cerrahi tedavi, ilaçlar spastisiteyi kontrol altına almaya yardımcı olur. Beynin korteks denen en dış kısmında meydana gelmiş olan hasar genellikle spastisiteye neden olur. Vücuttaki sertlik ve kasılma yüzünden kaslar doğru çalışmaz ve hasta hareketlerini kontrollü yapamaz. Cisimleri kavramakta, bırakmakta veya yürümekte zorluk çeker.

Ataksik: SP’li hastaların % 15’lik grubunu oluşturur. Kaslarda güçsüzlük ve vücutta dengesizlik vardır. Kollardaki ince hareketlerde tutulum vardır. Bilhassa yürümede dengesizlik belirginleşir. El göz koordinasyonunda güçlük vardır. El becerileri zayıftır.

Atetoid: Kaslarda güçsüzlük ve gerginlik arasında dalgalanmalar görülür. Bu tip SP’li hastalarda koreateloz denilen istemsiz hareketler gözlenir. Bunlar hareketsiz durumda az olur fakat heyecan, sevinç, öfke gibi durumlarda artar. Bu tipteki hastalarda konuşma ve işitme problemleri görülebilir.

Mix/Karma: Yukarıda sayılan klinik formların bir arada görülmesidir.

TEŞHİS

Serebral palsi teşhisinin konmasını sağlayacak özel kan testi veya röntgen filmi gibi tetkikler yoktur. Serebral palsili hastaların sadece bir kısmında MR (Manyetik Rezonans) ile beyindeki hasar görülebilir. Bazı hastalarda ise beyindeki hasar MR ile bile tespit edilemez. Serebral palsiye epilepsi nöbetleri eşlik edebildiği için nöbet şüphesi olan hastalarda beynin elektriksel aktivitesi görmek için EEG (Elektroensefalografi) çekimi yapılabilir.

Genelde çocuk büyüdükçe yaşıtlarına göre hareket gelişiminin (baş tutması veya oturması gibi) geciktiği fark edilebilir. Erken doğan (prematüre) bebeklerde serebral palsi riski daha fazladır. Bu nedenle bu bebeklerin düzenli olarak gelişimi takip edilmesi gerekir. Zor doğum sonrası ve ya epilepsi nöbet sonrası da çocuklar dikkatli bir şekilde takip edilmelidir.

Çocuğun normal gelişiminde önemli dönüm noktaları, 3-4 aylıkken oyuncaklara uzanma, 6-7 aylıkken oturma veya 10-14 aylıkken yürüme gibi motor fonksiyonlarıdır. Çocuğun yaşına göre hareketleri normal bir gelişim göstermezse doktor serebral palsiden şüphelenebilir. Serebral palsi teşhisi sırasında anormal kas gerginliği, anormal hareketler ve anormal refleksler gibi fiziksel bulguların yanı sıra gelişme sürecindeki önemli dönüm noktalarının gecikmesi de göz önünde bulundurulur. Serebral palsili spastik tipi hastaların en belirgin belirtilerinden biri, erken yaştan itibaren çocuğun elini sürekli yumruk durumunda tutması ve cisimlere uzanırken açamamasıdır.

TEDAVİ

Serebral palsi tedavi ile tamamen iyileşemez. Ancak destek tedavi ile bu hastalığa eşlik eden sorunlar az veya çok hafifletilebilir. Erken teşhis çok önemlidir. Tedavi ve rehabilitasyon genelde ömür boyu devam eder ve iyi bir mültidisipliner ekip işidir. Bu ekipte aşağıdaki uzmanlar yer alır:
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Doktoru: Kas-iskelet sistemini ilgilendiren problemlerin çözümü, spastisitenin tedavisi, hareket bozukluklarının tedavisi, takibi ve desteklenmesi, yürümenin tedavisi ve takibi gibi konularla ilgili çalışmalar yapar.
Ortopedist: Gerektiğinde serebral palsili çocuğun operasyonunu yaparak hareket tedavisi ve gelişimine katkıda bulunur.
Nöroloji Doktoru: Varsa nöbetlerin tedavi ve takibini yapar.
Fizyoterapist: Hareket bozukluklarını düzeltmek için çeşitli egzersiz programlarını düzenler ve hastaya uygular.
İş uğraşı terapisti: Günlük yaşamda, okulda veya işte serebral palsililerin daha bağımsız olmaları için çalışır.
Özel Eğitim uzmanı: Özbakım becerilerini kazanmalarında ve okul eğitiminde yardımcı olur.
Konuşma terapisti: Dil ve çene kasları egzersizleri hazırlar ve uygular, iletişim problemlerinin terapilerinde rol alır.
Diyetisyen: Beslenme sorunları varsa hastaya beslenme programını hazırlar.
Psikolog: Serebral palsinin neden olduğu psikolojik problemlerle baş etmede hasta ve yakınlarına yardımcı olur.

Serebral palsinin destek tedavisini şöyle sıralayabiliriz:
Fizik tedavi
Eğitim
Cerrahi tedavi: Beyin cerrahisi tarafından yapılan kas gevşetici veya istemsiz hareketleri kontrol altına almaya yarayan bazı girişimler (selektif dorsal rizotomi), intratekal baklofen pompasının yerleştirilmesi ve genelde kasılmalara bağlı olarak gelişen ortopedik sorunların giderilmesi için ortopedi uzmanı tarafından yapılan cerrahi girişimler olabilir.
İlaç tedavisi:
- Epilepsi nöbetleri (konvülsiyon) varsa, bunun kontrolü için kullanılan ilaçlar
- Beslenme bozukluğunda kullanılan ilaçlar (vitaminler, mineraller, mamalar)
- Kas gevçetici ilaçlar: Oral yoldan alınan ilaçlar (hap, solusyon) olabileceği gibi botulismus toksini ve intratekal baklofen pompası gibi bazı özel işlem gerektiren ilaçlar da kullanılmaktadır.

Botulismus Toksini (botox) spastik olan kasın içine enjeksiyon ile uygulanan bir ilaçtır. Uygun dozda verildiğinde o kasın 2-3 ay süre ile felç olmasına neden olmaktadır. Bu şekilde istemsiz olarak kasılan adalenin kasılması engellenir, kol veya bacağın gevşemesi sağlanır ve hastanın egzersizleri yapması kolaylaşır.

İntratekal Baklofen Pompası (İTB): Spastisitesi çok ağır olan çocuklarda kasların gevşemesini sağlamak amacı ile bu ilaç doğrudan beyin omurilik sıvısı içine verilerek beyinde istenen etki sağlanır. Bu amaçla cerrahi bir girişimle hastanın belinden omurilik içine ince bir hortum ve bu hortuma içinde ilaç olan bilgisayar kontrollü bir pompa da karnına yerleştirilir. Pompanın içinde 2-3 ay yetecek kadar ilaç bulunur. Bu ilaç bittikçe iğne ile tekrar doldurulur. İTB pompası sayesinde tüm gövdesinde sertliği olan hastalarda gevşeme sağlanır, hastanın bakımı kolaylaşır, egzersizleri daha rahat yaptırılabilir. Çocuğun pompa konduktan sonraki dönemde çok yoğun fizyoterapi görmesi gerekir, aksi takdirde istenen etki sağlanamaz. İTB çok pahalı ve yan etkilerinden dolayı uygulaması ve takibi zor bir tedavi yöntemidir. Pompa koymadan önce çocuğun bu konuda deneyimli bir ekip tarafından değerlendirilmesi gerekir. ITB tek başına tedavi edici bir yöntem değildir, ancak yapılan fizyoterapinin etkinliğini arttırır.

Selektif dorsal rizotomi: Burada ana amaç, omurilikten çıkan arka köklerin belli oranda kesilmesi ve kasların gevşemesinin sağlamaktır. Ameliyatta omurilikten çıkan sinir lifleri iki taraflı olarak en az üçer defa uyarılır. Tüm uyarılara verilen tepkilerin video kaydı alınır. Anormal sinyal veren sinir lifleri kesilir. Hastaya ameliyattan hemen sonra çok yoğun fizik tedavi uygulanması gerekir.

Hazırlayanlar: Özlem (YILDIRIM) ŞEKER, Dr. Fatih YÜKSEL

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 36 takipçiye katılın